Erzurum’da Ramazan

Erzurum’da Ramazan

27 Nisan 2020 0 Yazar: Erzurumca

Din, toplum hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak her toplum, dini inancına kendi kültürel değerlerini de katarak uygular. Türk toplumu da dinini, Türk kültürüne ait değerlerle anlayarak yaşamaktadır. Türk kültürel değerlerinin İslam dininde en fazla görüldüğü ibadet, oruç ve onun yaşandığı ay olan ramazandır. Türk milleti ramazana ayrı bir önem vermiş ve onu en güzel şekilde yaşamış ve ramazana özgü bir kültür oluşturmuştur. Rahmet ve mağfiret ayı olarak bildiğimiz ramazan, bütün Müslümanlar tarafından özlemle beklenir, haftalar öncesinden hazırlıklar yapılır, bir ay boyunca dolu dolu yaşanır ve gidişinden itibaren, gelecek yılın ramazanı beklenmeye başlanır. Bir ay boyunca yoğun bir ibadet hayatına ev sahipliği yapan bu özel zaman dilimi, dinimizdeki anlamıyla, imsak vakti olan tan yeri ağarmasından gün bitimine kadar, bedeni ve nefsi bazı isteklere cevap vermemek anlamını taşır. Oruç ibadetiyle sorumlu tutulmanın birçok sebepleri bulunmaktadır. Bunların başında insanın, bir takım isteklerine karşı sabırlı olmasını, direnç kazanmasını ve bu şekilde insanın bedenen ve ruhen olgunlaşmasını sağlamak gelmektedir. Ramazanda, sabırlı olmak, insanı olgunlaştırır ve bu kontrollü tutum, ramazandan sonraki hayatına da yansır. Bütün bunlar insanı hayata hazırlar ve insan olgunlaşmış olur. Ramazan orucuyla sorumlu tutulmanın bir başka amacı da sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamaktır.



Türk Ramazan Kültürü Bunlar ramazan ayının dini ve toplumsal boyutlarıdır, bütün Müslüman toplumlarda rastlanabilen ortak yönleridir. Ancak ramazanın bir de toplumların yaşam tarzlarıyla bağlantılı olan kültürel boyutu vardır. Her toplumun kendine özgü bir dini tutumu bulunmaktadır. Çünkü her toplum, kendine uygun olan bir din seçer ve uygulama aşamasında dinin özünde herhangi bir değişiklik yapmaksızın kendine ait değerleri de dine yükleyerek yaşamaya çalışır. Dolayısıyla her toplumun dini anlayışı ve uygulayışı, Tanrı ya yakarış biçimleri, ibadete konu olan mabetlerinin sanatsal özellikleri ve ibadetle ilintili olan müştemilatı değişiklikler gösterir. Bu değişiklikler, kültürle yakından ilgili olup özellikle oruç ibadetinde yani ramazan ayında kendini daha çok göstermektedir

Türk Ramazan Kültürü Eskiden soğutucu araçlar bulunmadığı için evlerin soğuk ve karanlık olan bir iç bölümünde ‘’kiler’’ bulunurdu. Bu kilerlere kışlık erzak ve ramazan ayında tüketilmek üzere alınan gıdalar doldurulurdu. Yaz ramazanları için ayrı hazırlık, kış ramazanları içinse ayrı hazırlık yapılırdı. Eski zamanlarda hazır gıdalar bulunmadığı için bir ay boyunca yenilecek olan her türlü gıda önceden hazırlanırdı. Sahurlar için ev makarnaları, erişteler, keteler, çörekler, pastalar; iftarlarda iftariyelik olarak kullanılmak üzere yaz meyvelerinden veya kış meyvelerinden reçeller, çeşit çeşit turşular, pastırmalar, sucuklar, hurma, incir gibi kuru meyveler ve daha niceleri önceden zevkle hazırlanır ve ramazan boyunca bunlar için emek ve para harcanmamış olur. Böylece hanımlar, ramazanda fazla yorulmamaya özen göstermiş olurlar. Günümüzde bu hazırlıklar yine yapılmakla birlikte kimi gıdalar büyük çoğunlukla hazır bulunduğu için günlük ve taze olarak alınmaya çalışılmaktadır

Erzurumda Kadayıf
https://erzurumca.com/

Öncelikle Erzurum’da Ramazan gelmeden ilk iş olarak da ramazan öncesinde evler temizlenip, ramazanın temiz evlerle karşılanmasına çok dikkat edilir. Buna ramazan temizliği denir. Bu, geçmişte böyle olduğu gibi, günümüzde de devam eden bir gelenektir

Erzurum’daki günlük ramazan yemekleri olan çorba ve kıyma (kıyılmış etten içerisine istendiğinde ıspanak ve pastırma da katılabilen ve üzerine bolca yumurta kırılarak pişirilen Erzurum’a özgü ramazan yemeği) iftar davetlerinde de mutlaka bulunur. Bunun yanında daha başka iftariyelikler, çeşitli yemekler (su böreği, ekşili dolma vb.) ve tatlılar (soğuk tatlı olarak güllaç, sütlaç ve muhallebi gibi) de ikram edilir. Erzurum’a özgü bir tatlı olarak kadayıf dolması ramazan sofralarındaki yerini alır. Kuru ve yaş meyvelerden yapılan şuruplar, hoşaflar, iftar ve sahur sofralarının vazgeçilmez çeşitlerindendir. Ayrıca köylerde ev kadayıfı yapılır ve bir lezzet harikası olarak sunulur. Zamanımızda bunların yanında hazır yiyecekler, gazlı içecek ve meşrubatlar da sofralardaki yerini almıştır. Demek ki değişen zamana göre de iftarlıklar değişkenlik göstermektedir. İftardan bir süre sonra da Erzurum’lunun değişmez içeceği olan çay içilir. Çay içilmediği takdirde sanki yenilen yemeklerin hiçbir kıymeti kalmaz. Hatta Erzurum’da ister ramazanda olsun, ister normal zamanlarda olsun çay ikramı, her türlü ikramdan daha kıymetli sayılır. Ancak iftar sofraları yine eskisi gibi donatılabilmektedir. İftar davetleri, günümüzde de devam etmekle beraber, eski şaşaasının kalmadığı gözlemlenmektedir.  İftar sonrasının ise ayrı bir havası vardır. Önce günün yorgunluğunu atmak için bir kaç bardak çay içilir, sonra teravih namazı kılınır. Bu bir davetse ve ev genişse evde kılınmaya çalışılır. Teravih sonrası asıl dinlenme ve eğlenme faslı başlar ki kış ise ıhlamurdan tutun ada çayından çıkın her türlü çaylar ve kış meyveleri, yaz ramazanı ise şuruplar, meyve suları, çay ve yaz meyveleri mutlaka yenilir. Özellikle yaz ramazanlarında sahur vakti yatsıya daha yakın olduğu için genellikle misafirlerle birlikte oturulur ve çeşitli oyunlar ve eğlencelerle vakit geçirilir, sahurda da yine sahurluk yenilip evlere doğru yola çıkılır. Yaz aylarında çoğunlukla devlet memurları izinlerini ramazan ayında kullandıkları için bu pek de sorun olmaz. Kışları da geceler uzun olduğu için gece yarısına kadar oturulur. Ancak günümüzde hayat öyle pek de kolay değil. Çoğunlukla öğrenci çocuklarımız varsa onların geleceği için eğlenceleri yaşamak pek de mümkün olmaz. Çünkü okul, dershane ve evde yapılan ödevler, çocuklarımıza, dolayısıyla anne babalara fazla zaman bırakmaz. Ramazanın ekmeği de kendine mahsus olan pidedir. Fırınlar, ramazana göre hazırlıklarını yapar ve pideyi şekillendiren tırnakçı ustaları tutarlar. Normal ekmekle pidenin hazırlanışı ve pişirilme sıcaklıkları farklıdır. Ramazanda insanlar birbirleriyle iftarlık adı altında hediyeleşirler de. Ramazan ayındaki bu hediyeleşme geleneği de Türk kültürüne özgü bir durumdur. Birine iftarlık alan kişi, gücüne göre bir gıda maddesi, söz gelişi pide veya pastırma vs. veya başka bir iftarlık alabilir. Çocuklara daha ziyade şekerleme türünden bir hediye alınır. Çocukluğumuzda Erzurum da iftarlık olarak horoz şeklindeki kalıplardan çıkarılan horoz şekeri alınırdı. Bunu satan satıcı, belli bir ahenk içinde iftariye horoz şekeri diye bağırır ve çocuklar etrafına toplanarak şekerlerini alırlardı. Yine ramazanda çarşılar da farklı bir havaya bürünürler. Ramazana özgü gıdalar satılır ve herkes gücü oranında bu gıdalardan almaya çalışır. Erzurum un değişmez iftar yemeklerinden olan çorba, kıyma, kadayıf dolması ve iftar sonrası içilen çay dikkate alınarak seyyar satıcılar satışlarını ona göre yaparlar. Söz gelimi limon satıcısı, belli bir ritimle çaya, çorbaya, kıymaya limon diye bağırarak limonlarını satmaya çalışır. Erzurum da yaygın ve halen uygulanan bir gelenek olarak nişanlı olan gençlerden erkek tarafının, kız tarafına gönderdiği iftarlıktan da söz edebiliriz. Bu iftarlıkta erkek tarafı, çeşitli gıda maddeleri baklava, pastırma, çerez vs.- ve nişanlı genç kız için kıyafetler içeren iftarlık paketi gönderir. Karşılıklı iftar davetleri yapılır. Bunlar da yeni akraba olan iki aile arasındaki dostluğu güçlendiren bağlar kurmaya yardımcı olan adetlerimizdendir. Benzer bir uygulama da yine hem ramazan hem de kurban bayramında bayramlık kıyafetleri içeren hediye paketi gönderilmesidir